Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
shopify stats
Muhammed Sanaç
Şahsiyet karşısında Kamuflaj
09.08.2017

 


İçerisinde bulunduğumuz çağ, altyapı hazırlamadan biraz acımasız fakat dürüstçe söylemek gerekirse, topluma açık veya gizli çok çirkin manzaralar içermekte. Nebilerin mücadele verdikleri her sıkıntı eşit zamanda yaşanmakta. Negatif bir cümle ile başlamak çoğu zaman çaresizlik olarak nitelendirilse de, bu durumda gerçeklerle yüzleşmek, haksızlıklara sessiz kalmamak ve harekata geçme hatırlatması anlamına gelir. Bu açıdan güzel şeylerin olmadığını da ifade etmez. Kaldı ki, kişi kendi benliğinden yola çıktığında ve kendi güzel/çirkin anlayışını başka kişilerin anlayışı ile kıyas ettiğinde, çok tez anlayacaktır ki güzel/çirkin anlayışı görecelidir. Bu anlayış küçük yaşlarda şekil almaya başlar. Çocuğa olan ilgi veya ilgisizlik, sevgi veya şiddet, yönlendirme veya önünü kesme, duyarlılık veya umursamazlık, çıkarcılık veya bonkörlük gibi tecrübeler, göreceli olan, yani kişiden kişiye değişen, güzel/çirkin anlayışını şekillendirmekte. Fakat her ne kadar "göreceli" deyip tecrübeye bağlı denilse bile, gerek kültürel gerekse dini olarak toplumun büyük bir kısmında güzel/çirkin olarak kabul edilen kalıplar vardır. Örneğin yalan söylemek tüm inançlar tarafından hoş görülmediğinden toplumsal olarak hoş görülmemektedir. Şiddet uygulamak, duyarsız olmak, aldatmak buna benzer örneklerdir. 

 

Başlık kavramlarına geçmeden önce tanımlayalım. Zira birçok paylaşımda kavramların içerikleri iyi anlaşılmadığında yanlış anlaşılmalara kapılar aralanır demiştik.

 

Şahsiyeti şu şekil tarif edelim; kişiliğin toplumda görünür duruma gelmesi veya kişinin görünen kısmı. Fikir sahibi olarak hiçbir etki altında kalmadan, olası durumlarda korkmadan ve taviz vermeden öz benliğinin gereklerince yaşanması, kişiliğin ortaya konmasıdır.

 

Kamuflaj ise; fransızca bir kelime olmak üzere, saklanma ve gizlenme yöntemidir. Yani, görülebilir bir cismi çevreyle bir ederek fark edilmesinin zorlaşmasını sağlamaktır. Ancak her kamuflaj sadece gözlerle algılanabilir fiziki organizmalardan ibaret değildir. Özellikle insanda kamuflaj mecazen hakiki çirkin kişiliği örtmek için kullanılmaktadır.

 

Toplumda her ikisi birbirleriyle iç içe olduğundan, ikisi arasında ayırım yapmak oldukça zor. Hatta çoğu zaman şahsiyetli kişilikleri kamuflaj kitleden ayırd etmek üzere şahsiyetliler adaletsizce yargılanır, dışlanır ve kötü tanıtılırlar. Oysa bu bile kamuflaja dahil bir stratejidir. Yani, kişinin kendi zaaflarını örtbas etmek için, asıl şahsiyet sahiplerini kötülemesi. Yüzde oranını bilmiyorum, fakat dünyanın haline bakıldığında kamuflaj yapanların şahsiyetli olanlardan sayıca çok net üstün oldukları görünmekte. 

 

Şahsiyet sahibi hilesiz bir biçimde ciddiyetini ölüm anında bile yitirmiyorken, kamuflaj eden ölümüne yakın zamanlarda yaptıklarından pişmanlık duymaya başlamakta genelde, oda belki. 

 

Şahsiyet sahibi yer yerinden oynasa, her türlü imkanı elindeyken de aynı, hiç imkanı olmadığı vakitlerde de aynı halde yaşantısını sürdürürken, kamuflaj edenin ahlaki yapısı çürük zemin üzerine inşa edildiğinden, çıkarına göre kişiliğini şekillendirir. Gerek yalana, gerek duygu sömrüsüne, gerekse artistliğe başvurur.

 

Şahsiyet sahibi, şahsiyet çizgisini korumak, geliştirmek ve güvenini başkalarına karşı arttırmak için uğraşırken, kamuflaj eden özünden başkasını düşünmez, egoistçe ve duyarsızca yaşamını kötülüklerini kimseler farketmeden sürdürmeye çalışır.

 

Bu iki tanımlara Kur'an açısından yaklaşıldığında, öyle zannediyorum ilk akla gelen Mu'min ve Munafık kavramları olacaktır. Dolayısıyla Şahsiyet ve Kamuflaj kavramlarını bir tanımla ortaya koymak çok zor olacağından, Kur'an'a başvurmak en doğrusu olacaktır. Zira lengüistik açıdan bilim henüz ortak bir tanımda anlaşamamıştır. Zeka, heyecan, duygu, mizaç, huy, irade gibi çok sayıda alt kategoriler içerir. Hatta davranış bilimleri şahsiyeti kişinin cismani ve ruhani farklılıklarının kendi davranış biçimlerine ve yaşam tarzına yansıması olarak tanımlamıştır. İslam açısından şahsiyet denildiğinde aslında irade kastedilir. Şahsiyet sisteminin gizli kuvvetlerinden güç almadan, iradenin başarısından söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla kişi sağlam bir irade sahibi olmaya gayret göstermelidir. Zira güçlü iradeye sahip olmak, güçlü bir şahsiyete sahip olmaktır. Bu bağlamda iradenin sağlam olmasında en etkin hususlardan biri davranışlardır. Kişi özünü olumlu şeylerle meşgul etmediğinde, iradesini olumlu yönde, güzel ameller için kullanmakta sorun yaşar. Bu "şahsiyet müfredatını" iki kısıma ayırmak gerekmekte. 1.Toplumda görünen bilinen şahsiyet, 2.kamufle edilen hakiki şahsiyet.

 

Kur'an'da şahsiyet yaratılıştan hazır bir vaziyette gelmez. Özgür irade vesilesiyle şekillendirilir ve terbiye edilir. İnsan doğuştan itibaren hayatta kalmak ister. Fakat bunu hayvanlarda istemekte. Aradaki farkın izahı için, öyleyse ayırımı yapabilmek üzere insan "özgür" yaşamak ister demek gerekir. Zira insan ahlaki değerler içerisinde yaşama özgürlüğüne sahipse, şahsiyetini inşa edebilir/etmelidir demektir. 

 

(Hayvanlardan bahsetmişken bazı kriterleri saymadan geçmek istemiyorum, yanlış anlaşılmaması için. İnsan, zihinsel olarak her hayvandan üstün olduğunu bildiğinden, otomatik biçimde her konuda üstün olduğunu zannetmekte. Bu doğru bir yaklaşım değil. 

Örneğin insanlar maymunlar karşısında neye göre üstünlerdir? Zeka mı? İrade mi? Duygu mu? Unutmamak gerekir ki, maymunlara nazaran bu ayrıcalıklarla donatılmış, fakat kullanmaktan acız çok insan var. Dolayısıyla kendini, ayrıcalıklarını kullanmaktan acız olan bir insan, maymundan üstün varsayan, aslında maymundan daha alt düzeyde değil midir? Yani, insan olup bir maymun kadar olamamak... 

Neye göre üstün kısmına devam edersek; Bir insan bir maymunun yaşadığı aynı ortama, aynı şartlar ve koşullar altında yerleştirilmiş olsa; kim hayatta kalır, insan mı maymun mu? 

Neye göre üstün? Dünyaya gelir ilk olarak ağlar, ilerleyen yaşlarda da kendisine paradoksça "erkek adam ağlamaz" denir. Oysa ağlamak insanın en doğal yanıdır, gülmekten çok daha doğal, zira gülmeyi dahi sonradan öğrenir. Ağlamak irade dışında doğuşta gerçekleşirken, gülmekle sonradan tanışır ve önce öğrenmelidir.

 

Doğar, kendi ayakları üzerinde duramaz. Doğar doğmaz insan bir başka insana muhtaçtır. Çok sayıda hayvan doğuş esnasında ağlamaz, derhal ayağa kalkar/sürünür/uçar/yüzer ve kimseye muhtaç değildir. Neye göre üstün?

 

Diyeceğim şu; Üstünlük için insanı diğer canlılardan ayıran ayrıcalıklarla donatılmış olmak yetersizdir. Üstünlük, o ayrıcalıklar en güzel şekilde kullanıldığında başlar. Zira bir maymun donatımına uygun en güzel şekilde hareket etmekte, bunların hepsini gerektiği gibi gerektiği yerde kullanmakta. Bir insan kendi donanımlarını icra etmiyorsa, üstünlük ancak artistlikten, kendini beğenmişlikten ve aptallıktan ibarettir!)

 

Kur'an şahsiyetli insanı nasıl tarif eder?

Ancak Allah'tan korkar

Al-İmran 175: "O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mu'min iseniz, benden korkun."

 

Hainlik yapmaz

Nisa 107: "Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez."

 

Sözünü tutar

Ahzab 23: "Mu'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir."

 

Dürüsttür

Maide 8: "Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

 

Emanete ihanet etmez

Mu'minun 8: "Ve onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir."

 

Yalnızca Allah'a kulluk eder:

Ankebut 56: "Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin."

 

Nankörlük etmez

Neml 40: "Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin gösterdiği lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim mustağnidir, çok kerem sahibidir."

 

Hoşgörülüdür

A'raf 199: "Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir."

 

Kibirli değildir

İsra 37: "Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin."

 

Kusur araştırmaz

Hucurat 11-12: "Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir."

 

Kur'an kamuflaj insanı nasıl tarif eder?

İnanmış gibi görünür

Bakara 8: İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır."

 

Aldatabildiğini zanneder

Bakara 9: "Bunlar Allah'ı ve mu'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir."

 

Kalbi hastadır

Bakara 10: "Kalplerinde munafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır."

 

Yaptığının zıddını iddia eder

Bakara 11: "Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler."

 

Ortalığı bozar

Bakara 12: "İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir."

 

Beyinsizdir

Bakara 13: "Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler."

 

Alaycı ve azgındır

Bakara 14-15: "İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (munafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir."

 

Hidayeti arzulamaz

Bakara 16: "İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve doğru yolu bulamamışlardır."

 

Kördür

Bakara 17: "Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir."

 

Duyuları çalışmaz

Bakara 18: "Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık o hallerinden dönmezler."

 

Korkaktır

Bakara 19-20: "Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

 

Sahtekardır

Bakara 204: "İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır."

 

İntikamcıdır

Bakara 206: "Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!"

 

Namussuzdur

Nur 23: "Namuslu, kötülüklerden habersiz mu'min kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır."

 

Fesattır

Nisa 81: "Ve "kabul (baş üstüne)" derler. Sonra senin yanından ayrıldıkları zaman onlardan bir grup, senin söylediğinden başka birşeyi geceleyin gizlice kurarlar ve Allah, onların gece neler kurduklarını yazıyor. Artık sen onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et (güven) ve Allah, vekil olarak kafidir."

 

Aptaldır

Nisa 108: "Onlar insanlardan gizlerler ama Allah'tan gizleyemezler. Onlar, Allah'ın razı olmayacağı sözlerle geceleyin gizlice düzen kurarlarken O, onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıkları şeyi (amellerini) kuşatandır."

 

Kendisini ne beklediğini bilmez

Nisa 138: "Munafıklara, onlar için elim azap olduğunu müjdele."

 

Gösterişe meraklıdır

Nisa 142: "Muhakkak ki munafıklar, Allah'a hile yaparlar. Oysa O, onlara hile yapandır. Ve onlar, namaza kalktıkları zaman, üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Ve Allah'ı pek az zikrederler."

 

Yardımcısı yoktur

Nisa 145: "Muhakkak ki munafıklar, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Ve onlar için asla bir yardımcı bulamazsın."

 

Kıskançlık ve haset besler

Tevbe 50: "Eğer sana bir hasene isabet ederse bu, onları üzer ve eğer sana bir musibet isabet ederse: "Biz daha önce tedbirimizi almıştık." derler ve sevinerek dönüp giderler."

 

Bu tarif aynı zamanda, her iki terimin karşılıklı olarak tam zıddıdırlar. Şahsiyetli görünmeye çalışan, Allah'tan gizleyemediklerini kuldan gizlemeye gayret etmekle ömrünü tüketmiş kamuflaj kişilerin tam zıddıdır.

 

"Bazı adamları güreşe kalkıştığında

Omuzlarını geniş vücutlarını iri görürsün.

Üzerine hak bir dava yüklediğinde

Omuzlarının çöktüğünü

Çarpışmayı terk ettiğini görürsün."

 

Şahsiyet ve Kamuflaj nefisten türer. Bunun fiziki görünümle bir ilgisi yoktur. Kişinin dış görünüşünün şahsiyetine yansıdığını varsaymak ön yargıdan ibarettir. Şahsiyeti belirleyen unsurlardan biri kişinin davranışlarıdır. Zira davranışlar kişinin içgüdü ve arzuladığı ihtiyaçlarını doyurmak için yaptığı şeylerdir. Kişi, arzuladıklarını doyurmak için zorunlu olarak kendisinde var olan eğilimlere göre davranır.

 

Mutlaka çevremizdeki kişileri belirli süzgeçlerden geçirmeden evvel, kendi şahsiyetimizi analiz etmek durumundayız.


Kendini nesnel bir biçimde sorgulamak, inanç mükemmelliğine dair bir işarettir. Ahiret için hazırlık yapmak üzere mükemmelliği amaçlayan insanlar, ancak kendilerini dürüstçe sorgulayarak olumlu veya olumsuz eleştirerek başarılı olabilirler.

 

İnsan, nefsine kulak asabiliyor ve asıyor da. Bundan dolayı rahatlıkla hiç bir insanın hatasız olmadığını söyleyebiliriz. Fakat dini öz eleştiri günümüzün hiç bir şekilde İslam'ı baz almadan uygulanan "Nesnel teorileri" ile gerçekleşemez. Dini bağlamda nesnellik, insanın geçmiş günlerindeki yapmış olduklarını, bügün yaptıkları ile kıyaslayıp yarını planlayarak varlığının amacını ve gayesini sorgulaması demektir. Bu kısacası şu demek oluyor: ne zaman kul, bütün yaptıklarını dahil etmek üzere, dürüst ve samimi öz eleştiri gerçekleştirirse, işte o zaman Allah'a daha yakın olur.

 

Nasıl muhasebe yapabiliriz? Kuran'da söyle buyurulmakta: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Haşr 18)

 

Bu kalben tatbik edilerek ruh ile duyulursa gözler açılmış olur. Etkisiz, faydasız amellerden ve ikiyüzlülükten uzaklaşır, bunları iyi amellerden ayırd etmek mümkün hale gelir.

 

"Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar." (A'raf 201)

 

Bu idrak sadece dini biçimde ruhu nesnel vaziyette analize ederek gerçekleşebilir. Bu bağlamda aynı zamanda şu demek oluyor, yapılan kötülükler bilerek görmezlikten gelip, iyiliklerle de övünmemelidir, yani kişi kendini kandırmamalıdır. Yapıldığı bilindiği halde, hatalar ve yanlışlar kasten bilmezlik ve görmezlik yapılıyor olması nadir rastlanan bir durum değildir. Piskoloji bu hali bilişsel ahenksizlik olarak adlandırmakta.

 

Özümüzü ne kadar nesnel ve sağduyulu teftiş edersek, bügün, düne nisbeten daha büyük adımlar atar, çok daha başarılı olur ve çevremizde bulunan Şahsiyet ve Kamuflajı tespit edebiliriz.

 

Aklını kullananlara Selam olsun!

 


Bu yazı 6426 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

1
  • Misafir 2017-08-11 23:39:19

    2017-08-11 23:39:19

  • Allah razi olsun hos yazi

  • 4
  • 0
2
  • Misafir 2017-08-11 12:50:52

    2017-08-11 12:50:52

  • Dikkatlı olmak lazım gerçekten

  • 2
  • 0

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Haberleri en çok nereden takip ediyorsunuz?

 

Pusula Gazetesi Haber Portalı © 2014 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Web Mail