Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
shopify stats
Mahmut Çetin
DEVRİMİ DEVİRENLER
10.04.2019

DEVRİMİ DEVİRENLER

Çocukluğum, o zamanki toplumun, sağ ve sol diye ortadan  çatır çatır ayrıldığı kavganın ortasında yani 12 Eylül arefesinde, devrimci eniştem, ülkücü öğretmenim ve şeriatçi  dayımın kütüphaneleri arasında geçti.

Kavgaya şahittim, en sığ tartışmaların arasından hak, hukuk ve adalete vurgu yapan cümleler, bende iz bırakırdı. Vicdanım o olgunlaşmamış delikanlılık histerileri arasında, yalpalar dururdu. İdeoloji terazisinin, sağ kefesinde  kaldım. Ama benim sağım, sola göre sağda durmak değil, mazlumdan yana olmak, iktidardakini sorgulamak ekseninde yerimi almak ile eşanlamlıydı. Adaletsizlik olmasın diye bir sağdan bir soldan çocukları iplerde sallandıran, darbeci kafasından nefret etmem de ondandır.

Konya gibi bir şehirde, o yılların Gazi Lisesi gibi seküler çevrenin tercihi bir okulda okurken, tarikatlerin cirit attığı bir çevrede yaşamak, aslında o devrimin sahipleriyle, devirmek isteyenlerin dinamiklerini iyi tahlil etme imkanı veriyordu bana.

Bir almancı çocuğu olarak, aradaki duruşum ne  kuru zengin düşmanlığına düşmüş fakir çocuklarına, ne de şımarık devrimci fırlamaların ukalalığına benziyordu. Kaldığım yurttaki beş parasız şeriatçı yetimlere hediye ettiğim eşyalar, takıldığımız kafelerdeki devrimci arkadaşlarım ile harcamaları dengede tutacak ölçüdeydi.

Mesele sadece Türkiye boyutunda kalmayıp, tam da devrimi devirmek isteyenlerin, finans desteğini bulduğu ve yeşermesindeki en büyük paya sahip, Avrupa teşkilatlanmalarının başladığı sıralarda, bir delikanlı olarak Avrupa'ya gelmiştim.

Yurtdışında, Üniversite eğitimi esnasında Türkiye'den gelen Prof. ile ateist arkadaşımla sınav öncesi tartışmalara damga vuran şey, yine hep o hak, hukuk ve adalet hassasiyetim olageldi. 20 yıl gibi en verimli çağlarımda, Milli Görüş teşkilatının, küçük ahırdan veya kilerlerden çevirme şube açma faaliyetlerine, Üniversiteliler, Basın Yayın, Gençlik ve Teşkilatlanma  gibi birimlerinde, hep o hassas noktayı anlatıp, kalite kazandırma gayretim oldu. Bu emek boşa da gitmedi, hedef olan iktidar bile yakalandı. Amma ve lakin yanlış giden bir şeyler vardı. Yola çıkarken konuşulan temel prensipler aşınmış, törpülenmiş ve neticede, çemkirdiğimiz şeyler meşru hale dönüşmüş, devrimi devirmek isteyenler, devrimcilerle yer değiştirmiş, hak, hukuk ve adalet hala tecavüzden kurtulamıyordu.

Toptan sorgulama dönemim, kurduğumuz gazetede, meseleler, fikir bazında iç tartışmalara dönünce başlar. Ahırdan bozma şubeler, koca koca binalara dönüşüp, rant artıp, iktidarla birlikte yalaka populasyonu artınca, dava adamları zannedilen çakalların davasının para olduğu anlaşılınca ve mücahitler, müteahhitliğe terfi edince, işin rengi değişti. Birileri için, bu duruma alışmam gerektiği vurgulanıyor, yakaladığım hırsızlar bile pişmiş kelle gibi utanmadan karşımda sırıtır olmuştu.  Geri dönüp nerde yanlış yaptığımı ararken bulduklarım beni, başka bir yere taşıdı. Şunu anladım ki taşınmadan durulacak yer, sadece Yaratıcının yanıymış, diğerlerinin hepsi heves ve tuzak ikilemini iyi kullanan bir kısım zevatın, kurgularından başka hiç bir şey değilmiş.

Cumhuriyet'i kuran ve İngiliz işbirlikçilerini asan, batılılaşmayı dayatan devrimcileri deviren, nasıl, altındaki Chevrolet ya da Mercedes'iyle, o fikrin emekçilerini rezil eden şımarık  çocuklarıysa, devrimi devirenleri deviren de, görgüsüzce ve cahilce, bir kırk yıl daha rüyasında bile göremeyeceği imkan ve fırsata kavuşan, şalvarlı ve ya  badem bıyıklı, ağzından düşürmediği batıyı, kötü taklit eden, ve meselenin yanından bile geçmemiş, aklı uçkurunda, sekreterine sarkan, cemaat zibidileridir.

Yani hepsi, aslında kendisini deviriyor, sorgulamayı bırakıp, denetlemeyi boş verip, kendinden olanı kayıran, yozlaşmayı normal süreç zannedip, çürük elmalarını ayırmak yerine kasada tutmayı, bekası için korumaya alan, çürümüşlüğü kutsallaştırıp, kendisini yenileyemeyen her yapı, içten içe kendini kemiren bir hale dönüşüyor.

Bir gün, bir vuruşta yalpalayıp, yere yığıldığında, elindeki fevc fevc kendisine koşan sürülerin, nasıl hemen heybeleri dolu diğer kervana katıldığını görünce döktüğü gözyaşları ve kaybetmenin verdiği ruh haliyle, derinlerdekini terbiye edememişse, nasıl terbiyesizliğe ve hoşgörüsüzlüğe döndüğüne de herkes şahit oluyor.

Benim kendi adıma çıkardığım ders ise, bu yozlaşma, kirlenme ve uyanıklık arasında, hak, hukuk ve adaletten yana tavır koyanların, vicdanlarında rahat, alınları açık, kimsenin gözüne bakmaktan utanmayacak dik duruşuyla, bütün zamanlarda, insan olmayı becerebildiğidir. Uzun vadeli olarak bunu koruyabilmek, taşıyabilmek, her ne kadar zor ve metanet gerektirse de, hep saldırıların hedefi olmayı göze aldıkça, diğer taraftan, iç yüzü dediğimiz o görünmeyen, lanet olası çirkinlikleri önceden görebilme yetisini de beraberinde getiriyor.

Gençlere tavsiyem, kısa vadeli köşe dönme ve konjüktürün adamı  ikiyüzlü ve kaypak olmadan, sorgulayarak edindikleri fikirlerini, hep o vicdan ve bilgi terazisinde tartarak yollarına devam etmeleridir. Yoksa bir ömür içinde, ne devrimlerin devrilip gittiğine, devranın dönüp, en alttakilerin üste, üsttekilerin de en alta düştüğü devirleri onlara gösterecektir. Bütün bu devrilmeler arasında, altta kalan istemiyorsanız, hak, hukuk ve adaletten, karşınızdaki bile olsa ayrılmamanızdır.


Bu yazı 294 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ANKARA

ANKETLER

Avusturya hükümetini ne kadar başarılı buluyorsunuz?

 

Pusula Gazetesi Haber Portalı © 2005 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Web Mail