Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
shopify stats
Muhammed Sanaç
NARSİZM -2-
01.11.2019

Bir önceki paylaşımda Narsizm nedir ne değildir, alınması gereken önlemler ve yapılabilecek faaliyetlerden söz ederek genel bir çerçeve çizmiştik. Bu sefer biraz daha derinlerdeki teferruatları incelemek üzere Kur’an’a başvuracağız. Dolayısıyla konu geniş olduğundan yazı biraz uzun olabilir ve olmalı da, konunun doğru anlaşılması için.
 
Dinin bu hususta neler bildirdiğine bakmak üzere önce Narsizm tiplerini ayırd etmek gerekmekte. Narsizmin toplumda genelde olumsuzluk uyandırması kötü insani özellik ve ahlaki bir zaafiyet gibi görme eğiliminden ötürüdür. Narsizmin olumsuz çağrışımlar uyandırıyor olması aslında onu mutlak kötü kılmaz. Zira insana, az da olsa, kazandırabileceği kazançları da olabilir. İnsanlarda gözetlenen ve kabul gören iki tip vardır:
 
1 Kabul gören Narsizm
Her insanda var olan birincil Narsizm; kişinin kendi çabaları neticesinde meydana çıkan bir durum olup kişinin gayretleri sonucu yapıp ürettiklerinden zevk alması ve başarıya karşı duyduğu aşırı ilgisidir. Narsizmde nesne kişisel çabalar sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle kişinin kendi başarılarına duyduğu aşırı ilgi çalışma sürecine yansır ve kullandığı malzemelere duyduğu ilgiyle dengelenir. Çalışmayı sürdürmek için gerekli olan enerji büyük oranda narsistik özellik taşımasına karşın, ortaya konulan eser gerçeklikle bağlantı kurmak zorunda olduğundan Narsizm sürekli denetlenir ve belli çerçevede tutulmuş sayılır. Kişinin sahip olduğu veya başardığı her şey kendini daha da önemli hissetmesini sağlar. Kabul gören Narsizmin en önemli ayrıcalığı, kişinin kendi kazanımları neticesinde meydana çıkan beğenilme ve övülme arzusudur. Kişinin kendisini sevmesi veya değerli hissetmesi çoğunlukla etrafındaki insanlarla ilişkilerde ortaya çıkmakta ve onlar tarafından sevilmesi veya değer verilmesi ile mümkündür. Ayrıca kabul gören Narsizmde kişi sevme ve sevgi ilişkisini sürdürebilme kapasitesine sahiptir. Hatta kişinin kendisi hakkındaki olumlu duygu ve düşünceleri, onun başkaları ile olan ilişkilerini olumlu etkiler. Sevilme veya ilgi görme arzuları Narsistik gereksinimlerdir, ki bunlar insanın temel psikolojik gereksinimleri arasında yer almaktadır. Kendiyle barışık, kendisini seven ve kendisinden memnun bir kişi başkalarını da sever. Fakat böyle olabilmesi için kişinin kendi olumlu yanlarını görmesi yanında olumsuz yanlarını da rahatsızlık duymadan kendisinin bir parçası olarak kabul etmesi vazgeçilmezdir. Başkalarına değer verebilme, sevebilme ve gereksinimlerini anlayabilme kabiliyetini de taşıması gerekmektedir. Hal böyle olursa Narsizm, belli çerçeveler aşılmadığında gerekli ve değerli bir eğilim olarak görülmektedir. Narsizmi kabul gören ve patolojik boyuttan ayırd edebilmek üzere, kişinin diğer insanlarla beraberken ne yaptığı ve hissettiğini analiz etmekten ibarettir. Kendini beğenme, sevme ve üstün sayma, bunun karşısında diğerlerini küçümseme, aşağılama veya yoksayma patolojik belirtileridir.
 
2 Patolojik Narsizm
Kabul gören Narsizmin zıddına patolojik Narsizm kişinin çalışmaları ve gayretleri sonucunda elde ettiği başarılardan değil bilakis onun etkisinin olmadığı; dış görünüş, soy, zenginlik vb. niteliklerden dolayı kendini büyük görmesidir. Patolojik Narsizmi olan kişiler kendilerini beğenen ve seven insanlar olarak bilinmelerine karşılık aslında gerçekte kendilerini sevme yetilerinde büyük eksiklikler mevcuttur. Otto Kernberg, patolojik Narsizmin temelinde kişinin kendisini abartılı biçimde sevmesinden ziyade kendinden nefret etmesinin yattığını ifade eder (Otto Kernberg; Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm). Patolojik Narsistler, kendilerini aşırı beğenen, üstün gören, devamlı beğeni ve ilgi bekleyen, gittikleri yerlerde özel muamele göreceklerine ve üstünlüğü hak ettiklerine inanan kişilerdir. Bir yandan kendilerini çok sever diğer yandan ise üstü kapalı değersizleştirilmiş yanları vardır ve sevgiye muhtaçlardır, fakat hiç kıymet bilmezler. Özlerinde de kendilerini sevemez ve küçük görürler. Bir takım aşağılık kompleksi diyebiliriz. Netice itibariyle patolojik Narsizm kişilik bozukluğudur ve seviyesi kişiden kişiye değişmektedir. Başkalarını seviyormuş gibi görünse de sevemez, empati kuramaz, özel kişiler olduklarını zanneder ve kendilerine saygı duymayan herkesi hor görerek küçümser, kendilerinden başarılı olanları ise kötülerler. İlişkilerinde sağladıkları doyum geçici olup doyum sağlayamadıkları durumlarda kaçmayı tercih ederler. İlişkileri bencil, ben merkezcil olur ve başkalarının duygu ve düşüncelerine empati kurabilme yetileri bulunmamaktadır. Benlik saygıları dışarıdan gelecek ilgi, beğeni ve övgüden beslendiğinden dolayı sürekli onay bekleyen bu kişilerin davranışları, bunları elde etmeye yönelik olduğu için beklentileri karşılanmadığında benlik saygıları hızla yok olur ve ruhsal bunaltı hissederler. Örneğin sosyal medya; bir etkinliği mazeret edip, süslenip sırf kendilerini paylaşımlarında gösterebilmek için çekindikleri fotoğraf paylaşımdan sonra ilgi görmediklerinde sıkıntıya girerler. Zira ilgiyle beslendiklerinden böyle yöntemlere başvururlar. Yaptıklarını övgü odaklı yaptıkları ve bunu mutlaka toplumla paylaşmak istedikleri durum aslında nefsani tatminden başka birşey değildir. Dıştan gelen ilgi, yani enerji kaynağı, kesildiğinde veya eleştiri geldiğinde ise şiddetle, sinirler, kızgınlıkla ve değersizleştirme duygusuyla tepki gösterirler. Narsistik doyumun önemli iki belirtisi vardır; kendini değerli hissedebilmek üzere başkalarını değersizleştirmek ve acımasızca aşağılamak. Kendi yaşamlarından tatmin olamama ve başkalarına karşı bilinçli veya bilinçsiz sömürücülük ve acımasızlık göstermeleri de belirtiler arasında geniş yer bulmaktadır. Kibir, tüm güçlülük, üstünlük, sömürücülük, kendine yeterlilik, gereksiz gurur, sebepsiz özgüven, teşhircilik başlıca belirtilerdir. Bunların ayrıntılarını 1. bölüm olan “NARSİZM” yazımda belirtmiştim (http://pusulahaber.at/m_186_narsizm.html). Yinede kısa bir özet yapmakta fayda görüyorum;
 
-Kibir
Narsistler başkalarına nazaran kendi fiziksel ve zihinsel özelliklerini gerçeğe uymadan abartılı bir önem biçilmesi ve neticede kendilerini daha üstün ve daha önemli görmeleridir. Herkesten daha iyi olduklarını varsaymaları. Bu başkalarını küçümsemeyi ve kötülemeyi beraberinde getirir. Son derece gururlu insanlardır, ama gerekçesiz. Kendilerine hayran olunması gerektiğini düşünen bu insanlar başkalarına tepeden bakarlar. Bu çevrelerinden kopmaya mahkum bırakır. Başkalarını kendilerine hayran olmak için var olan kişiler olarak gören Narsistler, hayatın merkezlerinde kendilerini gördükleri için başkalarına kötü davrandıkları ya da onları kaybettiklerinde vicdan azabı, pişmanlık veya keder gibi, gururlarından kaynaklı, duyguları sergilemekte çok güçlük çekerler.
 
-Tüm güçlülük
Üstünlük duygusu ve kendini beğenmişlik aslında Narsistlerin üstü kapalı bir biçimde değersiz olma hissine sürükler ve sevgi açlığı çekmelerine sebep olur. Zira sevgi ve gurur asla örtüşmez. Hem sevilmek istemek hem gurur yapmak fantastik bir tutumdur. Bilinç düzeyinde güvensizlik ve aşağılık kompleksi duyan Narsistler, kimi zaman bu hislerini büyüklenmesi hisler ve tümgüçlü olma fantezileriyle dünüşümlü olarak yaşarlar.
 
-Teşhircilik
Devamlı ilgi odağı olmaya ve dikkat çekmeye yönelik bir eğilimdir. Narsistler merkezde bulunmak için ellerinden gelenleri ardlarına koymazlar. Kendilerini tanıtma arayışları ve fark edilme arzuları vardır. Tıpkı yukarıda verdiğimiz sosyal medya misali gibi. Yani sırf kendini gösterebilmek için fotoğraf paylaşıp karşılığında dikkat çekmek ve övgü beklemek. Fiziksel güzellik arzusu insanın kendine hayranlığının bir göstergesidir. Bu yüzden dış görünüşlerine değer verirler. Dikkat çekici giyinmeye eğilimlidirler. Bu yöntem başkalarından ilgi görmenin bir yolu olarak kullanmaktadırlar.
 
-Sömürücülük
İsteklerini elde etmek için her türlü çirkin yöntemle başkalarını acımasızca ve vicdansızca kullanmaktan çekinmezler. Çıkar sağlamaya yönelik bu tutum üçe ayrılır:
 
1 Sömürücü, sömürülen kişiyi zorlayarak ve aldatarak kullanabilir.
2 Sömürülen kişi, yapılan sömürüye gönüllü rıza gösterebilir.
3 Sömürülen kilinin amacı, çıkar sağlamak ve kazancını güvenceye almak.
 
Narsistler başkaların bilgilerini kendine mal etme konusunda uzmandırlar. İlişkileri kendi çıkarları için istismar ederler. Gerek maddi, gerek manevi. Oysa aslında başkalarını sevebilme özellikleri yoktur. İnsanlarla ilişkileri karşılıklı bir ilişki değil büyüklüklerini onaylatmak için diğerinin var olduğu bir ilişkidir. Tatmin edici ve gerçek bir yakınlığı içeren duygusal ilişkilere giremezler. İlişkileri genelde sorunlu olup kısa sürer.
 
-Kabul görme
Narsistler kendilerinin her şeye güçlerinin yeteceği yanılsamalarına kapılsalar da kendi özsaygılarını kazanmak ve değerlerini tasdik ettirmek üzere başkalarına bağımlıdırlar. Onların sevgilerine muhtaçlar. Kendilerini öven kişilere karşı normal davranan Narsistler, maskeleri indiğinden ve övgü bittiğinde saldırganlık, azar dağıtmak, yok saymak ve hakaret gibi şiddetler gösterirler. Eleştiriyi asla kaldıramaz ve kusurları için herkesi suçlama eğilimine girerler. Yeter ki kendileri neticede iyi bilinsinler. Olumsuz eleştirilere karşı zaman zaman alttan alarak ve kendilerini hoşgörülü göstererek hakiki tavırlarını gizleyebilirler. Bilhassa henüz çıkarları oldukları insanlara karşı.
 
-Otorite
Narsistler en başarılı olacaklarına inanan ve orada kalmayı seven kimselerdir. En tepeye çıkmak için ısrarcı olurlar. Takdir edildiklerinde çok başarılı olurlar ancak başkalarıyla birlikte çakıştıklarında düşük performans gösterirler. Birlikte çalışmaktan çok bireyselciliği tercih ederler. Karekterlerinden dolayı sevilmeyen, kısa süreli başarılı olmalarına karşın uzun vadede başarılı olamayan bu tiplerin başarıyı ekiple paylaşmaktan çok kendilerine mal etmeyi seven meyilleri vardır. Özel yaşamlarında başarısızlıkları kendilerini bunalıma sürükler.
 
Narsizmin psikolojik tedavisi
Patolojik Narsizmin ilaçsal tedavisi yoktur. Zedelenebilirliklerinden dolayı, neticelerine ulaşamadıklarında ya da gerçek hayali terk edilmelere karşı depresyona girerler. Böylesi durumlarda antidepresan alırlar, hepsi bu. Psikolojide tedavi gerçekleştirebilmek üzere, kişi öncelikle tedavi edilmesi gerektiğini kabul etmeli. Narsist kimse asla kendini Narsist olarak görmediğinden bu mümkün değil.
 
Bu konuda tek çözümün inanç ve iman olduğunu düşünmekteyim. İnanmaktan imana geçiş noktası.
 
Kur’an’da Narsizm
İtaat etmek ve kullukta bulunmak anlamına gelen İslam, inanç ve bu inanç üzerine kurulan bir hayat tarzı ve yaşam sistemi, bireyleri kendi özgür iradeleriyle güzel ve doğru olan ayrıcalıklara sevk eden ilahi konuların bütünüdür. İslam, insanın inancını sosyal alanda gerçekleştirmeye sevk ettiği gibi, aynı şekilde toplum içinde insanların huzurları için düzenlemeler sunar. Bu bağlamda din Narsizme hangi çözümü sunabilir?
 
Dil bilimi açısından sosyal konum ve mertebe anlamını taşıyan “câh”; kişinin hak etmediği makamı, hak ettiğini düşünmesi, iyi veya kötü yaptığı her şeyi beğenmesi, kendini büyük görmesi, böbürlenmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması anlamına gelen “kibir”; kendini beğenmesi, büyüklük taslaması, başkalarına muhtaç olmadığını zannetmesi, şöhret için gösteriş yapması manalarını içeren “riya” Narsizmin dindeki karşılığı olarak tanımlanır.
 
İnsanoğlu, tabiatı itibariyle üstünlük ve farklılık düşüncesine çok müsaittir. Ortaya koyduğu eserler, yaptığı işler, söylediği sözler, edindiği başarılar için takdir edilmek, övülmek ve kendisinden söz edilmesini arzular.
 
“Sihirbazlar Firavun’a geldiler; "Eğer üstün gelen biz olursak bize muhakkak bir ödül olmalıdır" dediler.” (A’raf 113) zihniyetiyle günümüzde bazı entelektüel çevrenin iktidar masasına davet edilip fikirlerine değer verilmesinden tatmin olmaları, insan oldu olası tarih boyunca yaptıkları karşısında iltifat bekleme meylini göstermektedir.
 
Fiziki ve ruhi açıdan Kur’an, en güzel surette yaratılan “Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır.” (Teğabun 3) ve üstün kılınan insanın “Andolsun biz insanoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Bir kısmınızı diğerleri üzerine üstün kıldık” (İsra 70) Rabb’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu belirtir “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği şeylerde sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz rabbinin cezası çok çabuktur; yine O’nun bağışlaması ve rahmeti boldur.” (En’am 165) ve kendini değerli ve üstün görme duygunun diğer bir deyimle “ilk Narsist” hareketin insanoğlunun atası olan Adem a.s.’ın yaratılışında İblis’in üstünlük iddialarıyla birlikte başladığını bildirir. “Allah buyurdu: “Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis), “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.” (A’raf 12).
 
Sözü edilen “...Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık...” (Zuhruf 32), “Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçip alemlere (bütün yaratılmışlara) üstün kıldı. Allah işiten ve bilendir.” (Al-i İmran 33-34) ve “...Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz...” (Yusuf 76) ayetleri insanlardan bir kısmının diğerlerine nazaran üstün yaratıldığından bahseder. İnsanlar zeka, fiziksel güzellik, akustik güzellik, servet, şöhret, makam vb. özellikler açısından üstün olabilirler. Bazı insanlar maddi durumunun iyi ve evlat sayısının çok olması “Böylece adamın bol ürünü oluyordu. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: “Ben, servetçe senden daha zenginim; nüfusça da senden daha güçlüyüm.” (Kehf 34), bazlılarının sıhhat “Allah’ın sana verdiğinden âhiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma! Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas 76), kimilerinin fiziksel güç “Anılan Ad kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Onları yaratan Allah’ın kendilerinden daha güçlü olduğunu düşünmezler miydi? Onlar, ayetlerimizi de inatla inkar ediyorlardı.” (Fussilet 15), kimilerinin akıl “Onlara “Diğer insanlar gibi siz de iman ediniz” denildiğinde, “Akılsızların inandıkları gibi biz de inanalım mı?” derler. Biline ki, asıl akılsızlar onlardır, fakat bilmezler.” (Bakara 13), bazılarının ibadet “Ey iman edenler! Allah’a ve âairet gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa gidermeyin...” (Bakara 264) ve bazılarının ilim “Elçileri onlara açık seçik kanıtlar getirdiklerinde, sahip oldukları bilgileriyle böbürlendiler. Ama alay ettikleri şey onları kuşatıverdi!” (Mu’min 83) gibi bir kısım farklılıklar nedeniyle kendilerini diğer insanlardan üstün gördüklerini bildirir. Din, üstünlüğün bir takım insanların diğerlerini çalıştırması amacına binaen Allah tarafından verildiğini “Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.” (Zuhruf 32) ve bunun insana intikal eden bir miras, elinden alınamaz kişisel bir özellik değil bir lütuf olarak bilinmesi gerektiğini beyan eder aslında. Bunun yanında insanlar Allah’ın bir amaca binaen kendilerine verdiği özelliklerden dolayı kendilerini diğerlerinden üstün, seçkin ve saygıdeğer bulma arzusuna kapılabilmektedirler.
 
Üstünlük hissiyatı bazen kişinin benliğinden kaynaklandığı gibi kimi zaman da aidiyetten kaynaklanabilir. Bireysel özelliklerden kaynaklı bireysel Narsizm olabildiği gibi bir cemaatın ya da milletin mensubu olmaktan kaynaklanan toplumsal Narsizmde olabilmekte. Kur’an, Firavun toplumunun “Nitekim şöyle dediler: “Soydaşları bize kölelik ederlerken bizden farklı olmayan bu iki adama mı inanacağız!” (Mu’minun 47), Ad kavmının “Anılan Ad kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Onları yaratan Allah’ın kendilerinden daha güçlü olduğunu düşünmezler miydi? Onlar, ayetlerimizi de inatla inkar ediyorlardı.” (Fussilet 15)“...O gün sayıca çokluğunuza güvenmiştiniz, fakat bunun size hiçbir yararı olmamıştı; o yer geniş olmasına rağmen size dar gelmiş, nihayet geriye çekilmeye başlamıştınız.” (Tevbe 25) ve “Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.” (Hud 91) ayetlerinin toplum veya millet Narsizminin de mevcut olduğunu sergilemektedir.
 
İslam’ın Narsizm kaynaklı oluşabilecek olumsuzluklara vurgusu
Narsist insanların övülme ve kendilerini olduklarından üstün pazarlama istekleri olduğundan söz etmiştik. Kur’an bunun daha öte bir versiyonu olarak insanların yalnızca yaptıklarıyla ve sahip oldukları vasıflarla değil, yapmadıklarıyla ve katkı sağlamadıkları başarılarla da övülmeyi arzuladıklarını ifade eder “Sanma ki yaptıklarından memnun olanlar, yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.” (Al-i İmran 188) sözleriyle kibirlenen, övülmekten zevk alan ve yaptıkları ve yapmadıkları iş nedeniyle kendilerini olduklarından büyük göstermeyi arzulayanların olabileceğini bildirir. Tam bu noktada aslında Kur’an konumuzun farklı perspektifine dikkat çekerek, insanların yapmadıkları işleri yapmış gibi göstererek övülmeyi isteyenlerin olduğunu ifade eder. Allah’ın rızasına ulaşmak için yapılan yardımlar, bilinme ve itibar görme kaygısıyla yapılmış olabilir ve insanlar bunu kendileri için bir saygınlık sebebi olarak kabul edebilirler. Fakat İslam, yapılan her işte niyeti önde tutar ve insanların takdirinin önemsizliğinden bahsederek asıl önemli olanın O’nun rızası olduğunu vurgular. “De ki: “İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir; göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.” (Al-i İmran 29).
 
Narsistik tutumların yalnızca inanmayanlarda değil inanan insanlarda da olabileceğini belirten Kur’an, bu tür tutumları hiç hoş karşılamamaktadır “Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa gidermeyin...” (Bakara 264), “Ve bunlar Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarfedenlerdir. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır!” (Nisa 38), “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.” (Lokman 18-19), “Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar.” (Maun 5-7), “İman edenlerle karşılaşınca “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz” derler. Asıl onlarla alay eden ve azıp saparak dolaşmalarına izin veren Allah’tır. Doğruya karşılık sapıklığı satın alanlar işte onlardır. Bu sebeple ticaretleri kar etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır.” (Bakara 14-16), “İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı konusundaki sözleri senin hoşuna gider; o, hasımların en yamanı olduğu halde kalbinde olana Allah’ı şahit de tutar.” (Bakara 204) ve niceleri.
 
Allah’ın emirlerine itaat ve itibar etmediği halde çok imanlı ve takva sahibi görünen ve bundan ötürü takdir edilip övülmeyi bekleyen insanların var olması Narsizmin inanan insanlar için de problem olduğunu sergilemektedir.
 
Narsizmin çok yan etkisi vardır. İlk dikkat çekenlerden biri, Narsist kişinin kendisi ve çevresi ile yaşadığı sıkıntılardır. Bunun sebebi başta olmak üzere kendini üstün görmesidir. Bu duyguya sahip kimseler, kendilerini üstün görmekle yetinmez, çevrelerini de küçük görürler. Bu sebeple hiç gerçek dostları olmaz ve arkadaşlıkları uzun sürmez. Çevreleriyle geçinemeyen bu tipler huzursuzdurlar ve ruhsal doyuma erişemezler. Üstünlük taslamak beraberinde iki ayrı olumsuzluk daha getirir; hased ve kıskançlık. İkisi de mutsuzluğa götürür. Hased ve kıskançlık altında bulunan sebeplere baktığımızda diğer insanların kendilerinden daha başarılı olmalarını kişinin görmesi dikkat çekmektedir. Ayrıca bu iki duygudan kin ve nefret doğar. Kıskanılan kişiye zarar verme arzusuna kapı aralar. Kimi zaman daha öteye gidip, karşısındaki başarılı şahıs için düşmanca tavırlara girmesi ve hatta acı çekmesini arzulamaya itebilmektedir. Zira Kur’an bu konuda Adem a.s.’ın çocuklarından birinin diğerini öldürmesini ve Yusuf a.s.’ın kardeşleri tarafından kuyuya atılmasını anlatarak, hased ile gerilen şahısların kendi kardeşlerine bile, ölüm dahi olmak üzere, her tütlü fenalığı yapabileceğini gösterir “Sonunda içindeki duygular onu kardeşini öldürmeye itti; onu öldürdü ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.” (Maide 30), “Yusuf’u öldürün veya onu uzak bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da tövbe ederek iyi kimseler olursunuz!” (Yusuf 9).
 
Üstünlük duygusu insanın yardımlaşma duygusunu öldürür ve onu diğerlerinin doğrularını önemsemeyip sadece kendi doğruları olduğuna inanan bir hale büründürür. “...İman etmeyi kibirlerine yediremediler; onlar günaha gömülmüş kimselerdi.” (Yunus 75)
 
İnsanın benliğini etki altına alan Narsist duygular kişinin kendisini sevimsizleştirmesine ve yalnızlığa terk edilmesine neden olur. Etrafları ne kadar kalabalık görünse de, yalnızlardır. Tavırlarından ötürü kimse aslında onlara yaklaşmak istemez, henüz gerçek yüzlerini tanıyamamışlar hariç. Kendini üstün görmenin bir diğer yansıması da insanın eleştirilmeme ve yaptığı hatayı kabul etmeme eğilimidir. “Ona, “Allah’tan kork!” dense gururu kendisini daha büyük günaha sürükler. Böylesinin hakkından cehennem gelir! Orası ne kötü bir yataktır!” (Bakara 206) ayeti eleştirilmeyi kabul edemeyen ve hata yaptığına inanmayan bir ruh yapısını ifade eder. Bu tutum kendi kişiliğini ve diğerlerini felaketlere sokabilen aşırılıklara sapabilmektedir.
 
Kur’an, “Günahkarlar iman edenlere gülüp dururlardı. Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz ederlerdi. Sonra kendi çevrelerine dönerken neşe içinde dönerlerdi. Müminleri gördüklerinde, “Bunlar gerçekten doğru yoldan sapmış kimseler!” derlerdi. Oysa onlar, müminleri koruyup gözetmekle görevlendirilmiş değillerdi. O gün de müminler kafirlere gülecekler. Koltuklarına kurulup, “Kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye etrafa bakacaklar.” (Mutaffifin 29-36) şeklinde insanları sözlü ve sözel olmayan mesajlarla aşağılayan ve yaptıkları işleri başkalarına da anlatarak aşağıladıkları insanlara karşı önyargı oluşmasına vesile olabilecek Narsist insanların tavırlarına dikkat çeker. Diğer yandan insanların ilgi ve sevgisi kişiyi sürekli bu beklentilere sevk edebilir. Bu durum insanı hep bir beklenti ve açgözlü hale getirebilir. Görmezden gelinmeler, beklenilen övgünün, ilginin ve takdirin gelmemesi insanları büyük bir yıkıma sürükleyebilir. Ve bu gerçekle bağın kopmasına yol açar. Bu kişiler başkalarıyla geçinemez ve yaşama ayak uyduramazlar.
 
Narsizm ve Dini çareler
Narsizm ile baş edebilmek için dini çareler ikiye ayrılabilir;
 
1 Bilişsel çareler
Bilişsel yöntemler bilince ve düşünceye yönelik bir çaredir. Bu şekilde Narsizmin ne olduğu, fayda ve zararı ile kontrol ve baş edebilme yönlerini bilme ve bu durumun farkında olma halidir. İnsan duygularına düşünce/tefekkür vesilesiyle ulaşır. Kişinin düşüncesi ise ruh durumunu etkiler. Tutumun değişmesinde en önemli faktör aslında, önce düşüncenin değişmesi gerekmesidir. Zihinsel çarelerin ilki, insanın yaratılışına dikkat çekerek ve bununla kendini farklı ve üstün görmenin ne kadar yanlış olduğunu düşünmesini sağlamaktır. İnsanları yaratılışlarını düşünmeye, niçin ve nasıl yaratıldıklarını araştırmaya davet eden Kur’an, insanın topraktan, sonra ilave edilen bir damla sudan ve ana rahminde geçirdiği evrelerden bahsederek hayat merhalelerini nazara vermektedir. İnsanın vücut sisteminin düzenlendiğini ifade eden Kur’an “O Rabbin ki seni yarattı, seni insan olarak şekillendirdi ve seni dengeledi.” (İnfitar 7), yaratılış açısından her bireyin aynı olduğunu “Asla! Biz onları, şu bildikleri şeyden yaratmışızdır.” (Meariç 39), ve insanların birbirleri üzerinde böbürlenmeye hakkının olmadığını ifade etmektedir “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.” (İsra 37). Ayrıca Allah, insanları mal, mülk, renk, cinsiyet ve ırk açısından değil, kendisinden sakınma derecesine göre değerlendirdiğini bildirmekte “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat 13). Allah, yaratılış açısından insanları toplumsal hayatta mukayeseye götürecek herhangi bir üstünlük tanımamaktadır. Kur’an Narsist tutumların olumsuzluğuna dikkat çeker ve Allah’ın bu tavırları sevmediğini izah eder;
 
“...Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.” (Nisa 36), “Sakın şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (Kasas 76), “...O, ululuk taslayanları sevmez.” (Nahl 23), “...unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.” (Lokman 18), “Bütün bunların kötülüğü, rabbinin katında istenmeyen şeyler olmasıdır.” (İsra 38) ayetleri Allah’ın Narsist tutumları sevmediğinden emsallerdir. Bunları yapanlar O’nun sevgisinden mahrum kalacaklardır.
 
Bir diğer çare ise ahiretteki sonuçları düşünmektir. İnsanın her nimetten sorgulanacağını “Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” (Tekasur 8) ve hayır ya da şer yaptığı her şeyin karşılığını göreceğini “İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar.” (Zilzal 6) ifade eden ve kendini beğenmeyi ve kibri cehenneme uygun bir sıfat olarak niteleyen Kur’an “Artık kıyamet gününde Allah hakkında asılsız inançlar ileri sürenleri, yüzleri kararmış göreceksin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer cehennemde değil midir?” (Zümer 6) ve cennetin büyüklük taslamayanlara verildiği bildirilir “İşte ahiret yurdu! Onu yeryüzünde haksız üstünlük kurmak ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenler için hazırlamış bulunuyoruz. İyi son, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.” (Kasas 83). Ahiretteki sonuçlar üzerine düşünmek, insanı Narsist davranışlar sergilemekten alıkor.
 
Dünyanın bir imtihan olduğunu bilmek ayrı bir çaredir. Kur’an dünya hayatının bir imtihan olduğunu “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk 2), hayatın gerek şer gerekse hayırla imtihan edildiğini belirtmekte “Her can ölümü tadacaktır. Denemek için sizi kötü ve iyi durumlarla imtihan ederiz. Sonunda bize geleceksiniz.” (Enbiya 35) ve başına geleceklere karşı sabırlı olma çağrısında bulunur “Sizde bulunanlar tükenip gider, ama Allah'ın katındakiler kalıcıdır. Asla kuşkunuz olmasın ki, güçlüklere göğüs gerenlerin ecirlerini, yapmış olduklarının daha da güzeliyle vereceğiz.” (Nahl 96). Dünyanın ve içindekilerin diğer bir ifadeyle bu hayatın geçici olduğu ve bir gün herkes gibi kendisinin de öleceği düşüncesi insanın Narsizmle mücadelesinde önemli bir zihinsel kontrol mekanizması görevi üstlenir. Fani olan, aciz ve güçsüz olan insan enaniyetini neye binaen yapmaktadır? Zira ölüm düşüncesi, insanın nefsi arzularının isteği doğrultusunda hareket etmesini engelleyen güçlü bir oto-kontrol mekanizmasıdır. Bu anlamıyla ölüm insan için en büyük bir nasihattir.
 
Bir diğer çare ise, insanın muhtaç ve aciz olduğunu izah etmektir. Bu Narsizmi önlemenin önemli bir zihinsel yoludur. İnsanın arzularının, isteklerinin, maddi beklentilerinin, hedeflerinin ve hayallerinin bir sınırı olmamasına karşılık imkanları kısıtlı, gücü ise ancak elinin ulaşabildiği yere kadardır. Allah, insana sıkıntı verdiğinde onu kimsenin gideremeyeceğini, bir nimet verdiğinde de kimsenin onu engelleyemeyeceğini “Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu kendisinden başka giderecek yoktur; ve eğer sana bir hayır verirse bilesin ki O her şeye kadirdir.” (En’am 17) ifade ederek bir yandan kendi mutlak güçlülüğünü diğer yandan insanın acizliğini ifade eder. “İşledikleri kötülükler önlerine apaçık konacak, alay edip durdukları şeyler onları çepeçevre kuşatacaktır.” (Zümer 48) “İnsanların başına bir sıkıntı gelince yalnız rablerine sığınarak O’na yalvarırlar; sonra onlara kendi katından bir nimet tattırdığında bakarsın ki bir kısmı kalkıp rablerine ortak koşar.” (Rum 33) ayetleri de insanın güçsüzlüğünü ifade eder ve gücünün sınırlarını belirler. Muhammed a.s’da dahil olmak üzere hiçbir insanin kendi başına tasarruf imkanının olmadığını vurgular “De ki: “Ben kendim için, Allah’ın dilediği dışında ne bir fayda elde edebilirim ne de zarardan kurtulabilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım elbette bundan çok faydalanırdım, başıma kötülük de gelmezdi. Ben yalnızca inanan kimseler için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” (A’raf 188).
 
Tüm bunlar Kur’an’ın, Narsizmin pratik değer ve sonuçlarını, yarar ve zararlarını ele alarak pragmatik çürütme metodunu kullandığını bize göstermektedir.
 
2 Davranışsal çareler
Davranışsal çareler, dinin, davranışa ait Narsizmin çözümü adına ortaya koyduğu tavsiyelerdir. İslam dini, kendini beğenen, diğerlerinden üstün gören kişilerin davranışlarına yönelik birtakım tavsiyelerde bulunmuştur. Bu meseleyle ilgili çok yorumlarda bulunulabilir. Fakat biz burada, çalışmanın kısıtlılığından, diğerlerine göre daha önemli gördüğümüz şu hususlar üzerinde durmaya çalışacağız;
 
2.1 Mesafeyi korumak
Kur’an, önemsenmemekten dolayı saldırganlaşan ve büyüklük taslayan insanlarla tartışmamayı salık vermektedir “Rahmanın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, "selam" deyip geçen kullardır.” (Furkan 63). Bunun yanında tepki göstermeyerek olumlu davranışlarda bulunmayı tavsiye eder “Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’raf 199). Bu şekilde insanlara Narsist davranışlar sergilendiğinde oradan uzaklaşmalarını önererek olumsuz davranışların yayılmasını engellemeye çalışmaktadır. “İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat farkında değillerdir.” (Bakara 12). “Bizim Kitabımıza sırtını dönen ve yalnızca dünya hayatını isteyen kimseden yüz çevir.” (Necm 29). Bu durum dinin, Narsist insanların çevrelerine verebilecekleri zararları ya da saldırganlık tutumlarını engellemeye yönelik yalnızlaştırma politikası olarak değerlendirilebilir.
 
2.2 Dikkat çekmekten sakınmak
Narsizmin bir göstergesi olan dikkat çekme isteği de din tarafından hoş karşılanmamaktadır. Dikkat çekmenin önemli unsurlarından biri olan giyim kuşam hususunda inanırları uyarmaktadır “Ey Ademoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin...” (A’raf 31) onlara güzel giyinmeleri gerektiğini bildirir, ancak bunun sonucunda onların üstünlük taslamamaları ve diğer insanları küçük görmemeleri gerektiğine vurgu yapmakta. Zira giyilenler genelde toplumun maddi durumunu yansıttığı gibi insanın ruh halinin dışa yansıması olarak görülmelidir aslında. Giyim, insanların dikkatlerini kendini çekmeye etki ettiği gibi, kıskançlıklara da vesile olabilmektedir. Bu yönüyle güzel giyinme insan için tehlike arz edebilen bir konuma gelebilmekte, insanda kendini beğenme veya üstün görme duygusu varsa bu husus giydiği kıyafetlere de yansıyabilmektedir. Kur’an Karun’dan örnek verir “Karun gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi. (Kasas 79). Bu ayet gözde elbiselerle topluma çıkmanın insanlarda gıpta hissine neden olabileceğini ve kıskançlığa yol açabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda Kur’an, bir taraftan giyimin nasıl olması gerektiğinden bahsederken diğer taraftan da toplumun dikkatini çekecek şekilde giyinip dışarıya çıkılmaması gerektiğini bizzat nebilerin hanımlarına dahi emreder “Evlerinizde oturun ve daha önce Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın, namazı güzelce kılın, zekatı verin, Allah’a ve resulüne itaat edin. Ey resuller ailesi! Allah’ın istediği, sizden kirliliği gidermek ve sizi tertemiz kılmaktan ibarettir.” (Ahzab 33) ve mümin kadınlara “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!” (Nur 31) ayetleri insanların dikkatlerinin kendi üzerlerine çekilmemesi gerektiğini belirtmiş olmaktadır. Kısacası karşı cinsten sakınmak, cinsiyeti evde bırakıp şahsiyetle dışarı çıkmaktır.
 
2.3 Alçakgönüllülüğe teşvik
Tevazu gösterişsizliği bir kimsenin akranlarına ve kendisinden aşağı mertebede olanlara karşı gösterdiği büyüklenmeme, insanın başkalarını aşağılayıcı duygu ve davranışlardan kendini arındırmak Allah’ın kullarına üstünlük taslamamak ve onları aşığılamamaktır alçakgönüllülük. Fakat kişinin kendini küçültecek derecede aşırıya gitmesi de uygun değildir. Allah nebisine “Sana uyan müminlere alçak gönüllü davran” (Şuara 215) emrini vermiştir ve müminlerle ilgili “...kendi aralarında ise çok alçak gönüllüdürler...” (Maide 54) diye buyurmuştur. Kur’an müminlere “Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme...” (Lokman 18-19) buyurarak toplum içinde davranışın nasıl olması gerektiğini belirtmekte ve uyulması gereken kuralları zikrederek insanları uyarmakta. Bu bağlamda Kur’an, insanın yürümesinden konuşmasına, giyiminden beden diline varıncaya kadar takınması gereken tavrı sergilemektedir. Kendini beğenme, insanlara tepeden bakma ve kibirlenme Müslümanlara has bir özellik olmadığından, Müslümanlar böyle bir davranışa yöneldiğinde uyarıldıkları görülmektedir.
 
2.4 İbadetlerin etkisi
İbadetlerinde Narsizmi engelleyici referanslar olduğu söylenebilir. İbadetlerin gayesi üstünlük duygusunu yok etmektir. Mesela kraldan çiftçiye ayırım gözetilmeksizin omuz omuza yapılan ibadet olan namaz, insanın Allah huzurunda herkesin eşit olduğunu görmesine, üstünlük ve aşağılık duygularından uzaklaşmasına, insanın içine kapanıp yalnızlığa itilmesini engelleyen bir işleve ve dengeli bir kişilik yapısına kavuşmasına katkı sağlar. Namaz aynı şekilde ölümü hatırlatarak bireyleri başkalarına zarar verici davranışlardan alıkoymaya, istek ve arzularını kontrol altında tutmaya katkı sağlar. Nitekim insanın namazda rüku ve secde etmesi mütevazı olmanın son noktasıdır. Namaz gibi Zekat da insanı bencillikte, mala ve paraya tapmaktan kurtardığı gibi fedakarlığa, başkalarını düşüneye ve onlarla ilgilenmeye yöneltir, dünyaya olan bağlılığı azaltır. Kurban ve Hac insanı Narsizmden uzaklaştırır. Kurban, insana kendi benliğini ve arzularını Allah yolunda feda edebileceğini gösterirken, Hac her türlü dünyevi makam, şehvet ve arzulardan arındırılarak gerçek insanlığa dönüşünü ifade eder. Ve diğer tüm ibadetler bu yönleriyle bireyselleşmenin ve kendini düşünmenin önüne geçerek insanı, başkalarını düşünmeye ve onlar için bir şeyler yapmaya sevk eder ve Narsizmi engeller.
 
2.5 Toplumsal hareket
İslam, insanın sosyal varlık olduğundan hareketle bireysel yaşamdan ziyade toplumsal hareketi teşvik eder. İnanç, fertleri birbirine bağlar. Birlikte kılınan günlük namazlarla, cuma namazlarıyla, toplumu birleştiren hacla, zekat ve kurban gibi ibadetlerle çeşitli toplumsal sınıfları bir araya getirir. Bunun yanında hasta ziyaretlerini teşvik edip cenazelere katılmanın hak olduğunu ifade eder ve davete icabet etme gibi tavsiyelerle birlikte hareket etmeye yöneltir, insanı ferdi benliklerinden uzaklaştırarak toplumsal şuura ulaştırmayı hedefler. İslam bir yandan toplu hareket etmeyi teşvik ederken diğer taraftan toplum birlikteliğini bozabilecek kendini üstün görme, başkalarıyla alay etme ve onları küçümseme, kötü lakap takma gibi Narsistik duyguların bir çeşit yansıması olan, birlikteliği bozabilecek ve toplumsal ayrışmayı destekleyecek şeyleri ise yasaklar. “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Ey iman edenler! Erkekler diğer erkeklerle alay etmesinler; onlar kendilerinden daha iyi olabilirler; kadınlar da diğer kadınlarla alay etmesinler; alay edilen kadınlar edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi karalamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fasıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır. Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.” (Hucurat 10-12) Dolayısıyla İslam, koyduğu esaslarla Narsizmin oluşumunu en başından durdurmaya çalışır.
 
Netice
Kişinin çalışması ve gayreti sonucu yapıp üretip zevk alması, beğenilme ve onay edilme arzusu olan Narsizm olumlu ve fonksiyonel bir duygu iken, belli sınırı aştığında iman zafiyeti belirtisidir ve kişinin hem kendisine hem de başkalarına zarar verici bir duruma dönüşebilmektedir. Narsizm hem meydana gelmeden hem de meydana geldiğinde çok önem arz eder. Bu noktada din, Narsizmi bireysel ve toplumsal olarak iki noktada ele alır, bireyi ve toplumu Narsizme sevk eden mevzulara dikkat çeker ve bireysel Narsizmin yanında grup ve millet Narsizminin yanlışlığını vurgular. İslam, Narsizmle baş edebilme konusunda Allah’ın varlığını kabul etme, Narsist tavır ve davranışların Allah’ın sevgisini kaybetmeye sebep olduğunu ifade etme, insanın aciz, muhtaç ve sonlu varlık olduğu ve gücünün sınırlı olduğunu hatırlatma vb. gibi gerek zihinsel; alçakgönüllülüğün teşviki, ibadetlerin etkisi, dikkat çekmekten sakınma gibi gerekse davranışsal açıdan bir takım öneri, emir ve tavsiyelerde bulunur. Gerek bireye gerekse topluma zarar verecek hale dönüşen Narsizmle mücadelede, bu olumsuz duygu ve davranışlarla baş edebilmeye yönelik önemli katkılar sunar ve hatta tek çare budur, bilmiyorum başka çıkar yol...
 
Bu bağlamda, nesnel öz muhasebe yapmamız şart! Kur’an’ın yabancısı olup kendini iyi varsayıp, aslında farkında olmadan ete bürünmüş şeytan olmama temennilerimle,

 
Aklını kullananlara Selam olsun!
 
 
(NOT: Mailleriniz için çok teşekkür ederim. Zamanım el verdiğince seri bir biçimde yanıtlamaya çalışıyorum. Unuttuklarım ve geciktiklerim varsa/olmuşsa af buyursun, haklarını helal etsinler lütfen!)
 

Bu yazı 2324 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

1
  • Misafir 2019-11-01 19:54:03

    2019-11-01 19:54:03

  • Şeytan onlara durmadan vaad eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir. Nisa 120

  • 0
  • 0
2
  • Misafir 2019-11-01 19:43:31

    2019-11-01 19:43:31

  • Allah razıolsun hocam sağolun çok iyi oldu bu

  • 0
  • 0

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Avusturya hükümetini ne kadar başarılı buluyorsunuz?

 

Pusula Gazetesi Haber Portalı © 2005 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Web Mail