Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
shopify stats
Mavi Sakal
MARJİNALİM BEN
03.02.2020

Marjinal birisi olduğumu söylerler, neden öyle dediklerini merak bile etmedim. Çünkü sıradan ve alışılagelmiş şeyleri değil de, rahatsız bile etse, yeni sorular sormak ve ezberin dışına çıkmak, adına ne denirse densin, bana göre aslında olması gerekendi.

Avrupa’da bulunduğum yıllarda muazzam bir kültürel yapı ve hayat biçimine şahit oldum, bu bize tu-kaka diyerek empoze edilen, aslında eleştirenlerin bile bihaber olduğu, içinde serbest eleştiri, hoşgörü, nezaket  içeren, açık ve sansürsüz bir bakış açısıydı. Bu alt sınıflara bakılarak anlaşılmasa bile, aslında sahip olunması gereken, Mehmet Akif'in de ''işleri bizim dinimiz gibi'' diyerek anlatmaya çalıştığı, geri planında o dürüstlüğün hakim olduğu  ve kaleme aldığım yazılarımda bir nebze anlatmaya gayret ettiğim, ilkellikten kurtulma yollarına dikkat çeken, öğrendiğim kültürdü.

Bu marjinal ve bohem bir yaşamın, bana kazandırdığı, yanıbaşımdakilerden farklı bakış açısı, bunun yanısıra poetik ruh halimle birlikte, iki kültürü de yakından tanımış olmak, zaman zaman histerik yazılar yazmama da sebep olmuştur.

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, sözün bittiği yerde resme sığınan ve kara kaleme sarılan, daha o da yetmezse, kim olduğuna ve nereye gideceğine aldırmadan, veryansın çığlıklarım da olmuştur , bir çok zaman...

Ya da anlatamamışım şahit olduğum gerçekleri ama bir türlü derdimi içime atıp yıkılmışım, yazmışım kağıda. Anlatamamışım bildiğin dil nafile.. Bazen tanımadığın biriyle, saatlerce sohbet etmişim, üstüne de bi güzel de kahve de içmişim, vedalaşırken isim neydi falan filan bir gülüşmeler.. Herkese anlatmak, içlerinden birilerinin anlamasını beklemek, zor tabii. Belkide içimdeki şeytanın söyledikleri ve ruhumdaki ırmağın denize döküldüğü yer gazetedeki köşem olacaktı benim için..

 

Bazen kendi kendime dediğim olmuştur, ben buna neler anlattım şimdi, neden anlattım, acaba anladı mı? Saçlarıma aklar düşmüş ama ben yine de o kafası bozuk halime rağmen köşe bucak seviyorum insanları sanırım. Hiç bir yere sığamayıp, uçtuğum olmuşsa da, yere basarken de hep içimdeki koru söndürüp, şeytanların sahil kasabasında yüzmekten de geri kalmadım.

 

Bütün bu med-cezirler arasında, yudum yudum hiçliği benliğimde erittikçe, herhangi bir cazibesi kalmıyor  düşüncelerin, söylemenin ve yazmanın.

Filmin sonunu ve katili bildiğin bir filmi seyreder gibi, senaristi tanıyor olmak, heyecanını kaybetmek gibi, hülasa mademki herkes sağır, susarak da anlatma yoluna sapıyor insan, güzel güzel susuyorsun işte...

Cehaletimi keşfettikçe öğreniyor, sır dedikleri şeylerin, saklı olmadığını fark ediyorum, Saydam ruhların arasında diğer tarafı görecek kadar orta yerdeyim ama bir de miyop olmasaydım, sürüncemede kalan şeylerde üşengeçliğim suçluydu, gergefte kaldığım yerlerde ise aklım, kinim aslında çok sevdiğimden, sevdam ise umutlarımın suçuydu. Bir çok şey yazıp, hiç bir şey dememiş gibi hissediyorum kendimi, aman ne uğraşıyorum ben, anlayan anladı işte. Anlamayanlara da anlayanlar anlatıversin demiş ya bir Türk büyüğü ondan işte. Geldik gidiyoruz şu üç günlük dünyada, anlamak için o kadar kırılıp dökülmüşüm, bir de anlatmak çok zor bazı şeyleri, herkes kendisine iyi davransın, biraz da kendi derdine kendisi yansın, çünkü ne kadar düşünürsen o kadar insansın...


Bu yazı 973 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Avusturya hükümetini ne kadar başarılı buluyorsunuz?

 

Pusula Gazetesi Haber Portalı © 2005 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Web Mail